Yunus Emre, Anadolu'da Türkçeyi şiir dili olarak en güzel ve en sade biçimde kullanan şairlerin başında gelir. Yaklaşık 700 yıl önce yazdığı dizeler bugün hâlâ türkülerde söyleniyor, okul kitaplarında okunuyor, gündelik konuşmada atasözü gibi kullanılıyor.
Ne zaman ve nerede yaşadı?
Yunus Emre'nin hayatına dair kesin bilgiler oldukça az. Genel kabul, 1240'lı yıllarda doğduğu ve 1320 civarında vefat ettiği yönünde. Bu tarih, Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ndeki bir yazma eserde yer alan kayda dayanıyor. Doğum yeri olarak en çok Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı Sarıköy (bugünkü adıyla Yunus Emre köyü) gösteriliyor.
Anadolu'nun pek çok yerinde Yunus Emre'ye ait olduğu söylenen mezar ve makam bulunması da onun ne kadar sevildiğinin bir göstergesi. Yaşadığı dönem, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağıldığı, Moğol baskısının hissedildiği ve beyliklerin ortaya çıktığı karışık bir dönemdi.
Taptuk Emre ve dervişlik yılları
Menkıbelere göre Yunus Emre, gençliğinde Taptuk Emre'nin dergâhına bağlanmış ve uzun yıllar burada hizmet etmiştir. En bilinen hikâyeye göre dergâha yıllarca odun taşımış ve taşıdığı odunların hiçbirinin eğri olmadığı söylenir. "Bu kapıya eğri odun bile yakışmaz" sözü bu hikâyeden gelir. Şiirlerinde de şeyhine olan bağlılığını sık sık dile getirir.
Eserleri
- Divan: Yunus Emre'nin şiirlerinin toplandığı eser. Şiirlerin bir kısmı hece ölçüsüyle, bir kısmı aruzla yazılmıştır. Halk arasında en çok bilinenler hece ölçüsüyle yazılmış ilahileridir.
- Risaletü'n-Nushiyye: 1307-1308 yıllarında yazılmış, mesnevi tarzında öğüt veren bir eser. İnsan nefsinin iyi ve kötü yanlarını anlatır.
Şiirlerinin dili
Yunus Emre'yi döneminin pek çok şairinden ayıran şey dilidir. Farsça ve Arapçanın edebiyat dili olarak görüldüğü bir dönemde, halkın konuştuğu Türkçeyle yazdı. Bu sayede şiirleri okuma yazma bilmeyenler tarafından da ezberlendi ve kuşaktan kuşağa aktarıldı.
Belki de en bilinen dizesi, onun insana bakışını özetler:
Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü
Başka bir şiirinde ise sevginin ve gönül kırmamanın önemini şöyle anlatır:
Gönül Çalab'ın tahtı, Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise
Düşünce dünyası
Yunus Emre tasavvuf geleneğinin içinden konuşur. Şiirlerinin merkezinde ilahi aşk, insan sevgisi, alçakgönüllülük ve ölümün kaçınılmazlığı vardır. Ama bu düşünceleri soyut kavramlarla değil, gündelik hayattan alınmış somut imgelerle anlatır. Bu yüzden yüzyıllar sonra bile okuyanı doğrudan yakalar.
Bugünkü mirası
UNESCO, 1991 yılını Yunus Emre'nin doğumunun 750. yılı olması dolayısıyla "Uluslararası Yunus Emre Yılı" ilan etti. Türk kültürünü yurt dışında tanıtmak için kurulan kurumun adı da Yunus Emre Enstitüsü'dür. Her yıl mayıs ayında Eskişehir'de Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası düzenlenir.
Yunus Emre'yi okumaya başlamak isteyenler için Abdülbaki Gölpınarlı'nın hazırladığı Divan baskıları ve günümüz Türkçesine aktarılmış seçki kitapları iyi birer başlangıç.