Bu blogu 2015'te açtım. O günden bu yana iki kez baştan kurdum, onlarca yazı yazdım, bazılarını sildim, bir kısmı beklemediğim kadar çok okundu. Bugün baktığımda, başlarken bilseydim daha az zaman kaybedeceğim birkaç şey görüyorum. Bu yazı, kişisel blog açmayı düşünen biri için o notların derlenmiş hali.
1. Neden yazmak istediğinize karar verin
Kişisel blog açmanın birbirinden çok farklı sebepleri olabilir: öğrendiklerini not almak, bir alanda uzmanlığını göstermek, iş bulmak, gelir elde etmek ya da sadece yazmayı sevmek. Sebep, sonraki bütün kararları etkiliyor. Benim için başlangıçta merak ettiğim her şeyi yazdığım bir defterdi. Zamanla yazılımcı kimliğimi ve projelerimi gösterdiğim bir yere dönüştü. Bu dönüşümü daha erken yapsaydım, alakasız konularda yazıp sonradan silmek zorunda kalmazdım.
2. Alan adını kendiniz alın
Ücretsiz bir alt alan adıyla (isim.blogspot.com gibi) başlamak cazip, ama blog büyüdükçe taşınmak zorlaşıyor. Yıllık maliyeti çok düşük olan kendi alan adınız, yazdığınız her şeyin size ait kalmasını sağlıyor. İsim seçerken:
- Kısa, telaffuzu ve yazımı kolay olsun.
- Kendi adınızı kullanmak, konu değişse bile blogun sizinle birlikte büyümesini sağlar. Ben de
umutarcn.com'u bu yüzden seçtim. - Türkçe karakter içermeyen bir yazımı tercih edin.
3. Platform: yazmaya mı, kurcalamaya mı odaklanacaksınız?
| Seçenek | Kimler için uygun? |
|---|---|
| Hazır platformlar (Medium, Substack, Ghost(Pro)) | Sadece yazmak isteyen, teknik işlerle uğraşmak istemeyenler |
| WordPress (kendi hostinginizde) | Esneklik isteyen, temel bakım işlerini üstlenebilecekler |
| Statik site üreticileri (Hugo, Astro, Jekyll) | Markdown ile yazmayı seven yazılımcılar |
| Kendi yazdığınız sistem | Blogu aynı zamanda bir yazılım projesi olarak görenler |
Ben son seçeneği seçtim, çünkü blog aynı zamanda bir portfolyo ve deneme alanı. Ama dürüst olayım: yazı yazmak yerine sistemi geliştirmekle geçen zamanı da hesaba katmak gerekiyor. Amacınız yazmaksa hazır bir platformla başlayın. İleride taşımak her zaman mümkün; önemli olan, adres yapısını ve 301 yönlendirmelerini düzgün planlamak. Bunu nasıl yaptığımı site taşıma kontrol listesinde anlattım.
4. İlk yazılar: kendi sorularınızla başlayın
"Ne yazacağım?" sorusunun en iyi cevabı, son bir ay içinde internette aradığınız ve tatmin edici bir cevap bulamadığınız sorular. Bu blogda en çok okunan yazıların neredeyse hepsi, benim de bir dönem çözmeye çalıştığım pratik sorunlardan çıktı: DNS ayarları, Wi-Fi şifresi, bir sayının kısaltılması gibi.
- Bir yazı, tek bir soruya net bir cevap versin.
- Cevabı yazının başında verin, ayrıntıları sonra anlatın.
- Kendi denediğiniz adımları, gerçek ekran görüntüleri ve çıktılarla paylaşın. İnternette aynı konuda yüz yazı varsa sizi ayıracak şey bu.
- Başlıkta yıl kullanmaktan kaçının. Her yıl başlığı güncellemek zorunda kalırsınız; içerik güncel olduğu sürece yıl yazmaya gerek yok.
5. Arama motorları için temeller
Kişisel bloglarda trafiğin büyük kısmı zamanla arama motorlarından geliyor. İlk günden yapılması gerekenler aslında az:
- Siteyi Google Search Console ve Bing Webmaster Tools'a ekleyin.
- Her yazıya açıklayıcı bir başlık ve kısa bir özet yazın.
- Okunabilir ve kalıcı adresler kullanın; yayınladıktan sonra adresi değiştirmeyin.
- Yazılarınız arasında bağlantı kurun. İlgili bir yazıya verilen bağlantı hem okuru sitede tutar hem de arama motorlarının sitenizi anlamasına yardım eder.
Daha fazlası için SEO nedir, nasıl yapılır? ve blog tanıtımı yazılarına bakabilirsiniz.
6. En zor kısım: devam etmek
Blogların çoğu ilk üç ayda bırakılıyor. Benim de uzun süre yazmadığım dönemler oldu. Sonunda işe yarayan şey, büyük hedefler yerine küçük bir düzen kurmaktı: ayda iki yazı, her biri tek bir konuya odaklı. Mükemmel bir yazıyı beklemek yerine iyi bir yazıyı yayınlayıp sonra güncellemek, çok daha sürdürülebilir.
Bir de eski yazılarınızı silmekten korkmayın. Bu blogda yıllar önce yazdığım, bugün artık bir anlamı kalmayan bazı yazıları kaldırdım, birçoğunu da baştan yazdım. Bir blog, yazarıyla birlikte değişen yaşayan bir şey.